Onurlu yaşamak

Mayıs 2nd, 2012

 

 

Depresyondayım, bunalımdayım diyorlar. İnsan niye bunalır ben onu anlamamışım hiç. Mesela savaş bölgesine giden gazetecilerin ruhsal durumu bozulur. Niye? Çünkü  o savaşın parçası değil, izleyicisidirler.

İnandığın bir savaşın tarafıysan ve haklı bir savaşsa bu, niye travmaya düşecekmişsin? Onurlu yaşamayı gözetiyorsan insan ömrü çok uzun bir süre.

 

- Sırrı Süreyya Önder


Offline’dan sola dön, online orada !

Mayıs 1st, 2012

 

Markalar artık sosyal medyada konuşulmak, bir like almak için çok daha yaratıcı olmak zorunda.

Online olarak tüketiciye ulaşamazsa, offline olarak denemelere girişiyor, daha sonra onların, markasını online ortama taşımasını sağlamak için farklı kampanyalara imza atıyorlar.

Geçen hafta bunu Fritos yaptı. Farklı bir mecrayı kullandı. Posta gazetesinde her gün yayınlanan, halktan gelen şiirler bölümüne  ”Niye Gittin Megan Fox” şiirini reklam yaptı. Oldukça başarılı kampanya sosyal medyada konuşuldu.

Bu hafta ise Elit olayı farklı bir boyuta taşıdı, herkesin iş bulmak için göz attığı ilan sayfalarında ”Hayran Aranıyor” başlığı altında bir ilan yayınladı. İlanda Elit çikolata, facebook sayfasını “like” edecek hayranlar aradığını duyurdu.

Böyle güzel işlerin daha da artması dileğiyle, online yakalayamazsan müşterini, offline’ı dolanacaksın demek ki !

 

Twitter ve Küfür

Nisan 29th, 2012

Twitter hayatımıza girdi gireli harika bir mecra.  140 karakterlik dünya bizim için inanılmaz keyifli bir durumda. O kadar keyifli ki CV’lerde artık hobilerimiz arasında bile yer alıyor.

Her şey bu kadar güzel iken son dönemlerde benim keyfimi kaçıran bir şey var : Küfürlü TT’ler …

Twitter acil olarak bu konuya çözüm bulmalı, artık TT’de kesinlikle zirvelere tırmanan küfürlü twitler görüyoruz ve bu birçok insan için kötü bir durum. Bu kadar kaliteli mecrayı, fazlasıyla keyifsiz hale getiren bu sorun nasıl aşılır üzerine düşünmek gerek.

Banane deyip geçmek de çok zor çünkü TT olan her şey bir şekilde görülüyor, görmemek de mümkün değil.  Bireysel olanlara bir nebze katlanmak, hatta çok fazla bunaltırsa unfollow etmek mümkün, fakat TT’den kaçış henüz insanlık için yok !

Daha güzel bir twitter, daha yaşanır bir sosyal ağ için yeniden düşünme zamanı.

Geçici bir süre Twitter en azından yeni katılacaklar için ‘’ Dikkat küfür çıkabilir ‘’  şeklinde bir açılış sayfası da yapabilir !

Hayal…

Nisan 12th, 2012


Hayal, ipleri elden kaçırmaktır.

Oysa öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, o ipin ucu elinizden bir kaçtı mı, hemen bir başkasının eline geçiveriyor.

Ondan sonra siz hayal ediyorsunuz, ama bir başkası yaşıyor

- İsmet Özel

THY’den büyük rest !

Nisan 1st, 2012

Pinterest sosyal medya dünyasının yeni fenomeni, virüs gibi yayılan Pinterest’de Türkiye’den katılım sürekli bir artış gösteriyor.

Popüler sosyal medya aracı Pinterest haliyle Türk Markaları tarafından da kullanılmaya başlandı. Markalar Pinterest’in kullanıcı potansiyelini kullanmak için her geçen gün bu ağa giriş yapıyor. Pinterest’deki potansiyeli fırsata dönüştürmek için kolları sıvayan ilk marka Türk Hava Yolları oldu.

THY, Pinterest’de yer alan Winterest oyunu ile kullanıcılara hediye biletler kazandırıyor.  https://apps.facebook.com/winterest/ adresinden oyunu oynamaya ve Türk Hava Yollarından hediyeler kazanmaya başlayabilirsiniz.

Hadi bakalım şimdi hem pinleme, hem winleme vakti !

Dünya’da Sosyal Marka Olmanın 9 Faktörü

Mart 14th, 2012


Sosyal medya sadece bir mecra değil ve mesajın kendisinden daha fazlası anlamına geliyor.

Dünya çapında markalar, ortalama markalara oranla daha çok özgün içerik yaratıyor. %45’i sadece sosyal medya amacıyla içerik üretiyor. Dünya çapında markalar, mecranın kendilerini sosyalleştirmesini beklemeden aksiyon alır.

Markalarını harekete geçirin ! Küresel markalar sosyal medya aracılığıyla deneyler yapmanın çok ötesine geçtiler. Örneğin %44’ü mobile dahil oluyor, %43’ü ‘’check-in’2 aplikasyonlarına dahil oluyor, %41’i yakın pazarlama yapıyor ve %40’ı YouTube’da kendi markaları için kanal açıyorlar.

Entegre olun, yoksa sahneden silinirsiniz ! Dünya çapındaki kurumlar, tüm sosyal ve geleneksel kanalları tutarlı kullanıyor. Basılı ve görsel mecralarda mesajlarına sosyal medya unsurunu daha fazla katıyorlar.

Sosyalleşmeyi merkeze alın ! Dünya çapındaki markaların %61’i sosyal medya stratejisi ya da yöneticisine sahip; tüm küresel markalar içinde oran %41. Sosyal medya etkinliklerini merkeze almak şart.

Konuştuğunuzdan daha fazla dinleyin !  Dünya çapındaki her iki markadan biri, marka hayranlarının önerileri doğrultusunda ürün ya da hizmetlerinde değişiklik yaptı. Hayranlarının düşüncelerini hikayelerine entegre etti.

Anlamlı ilişki önemli ! Dünya çapındaki markalar, diğer markalar oranla sosyal medya etkinliklerini ölçerken katkı sağlayanları dikkate alıyor. Katkıda bulunan işbirlikçiler, anahtar ölçüt olarak dünya çapındaki şirketlerin 1 numarasındayken, diğerleri 6.sıraya koyuyorlar.

Küresel düşünün ! Marka yöneticileri küresel erişim odaklı olanlar ve küresel erişim odağından uzakta olanlar diye ayrılıyor. Küreselleşmek, bilinirlik demek.

İçeri girmek için dışarı çıkın ! Markaların sosyal performansını ölçmek ve geliştirmek için dünya çapındaki şirketler, diğer küresel şirketlerin neredeyse iki katı oranında dış desteklerle işbirliği yapıyor.

Gözünüz açık olsun ! Markalar diken üstündeler, Wikileaks ortaya çıktığından beri tetikteler. %58’i gizlilik ihalelerinden endişeleniyorlar. Bu ortamda sosyal marka entegrasyonunu korumak için daha fazla çaba gerekecek.

 

 

Not : Makale çevirisi ‘The Brandage Ocak 2012 ‘’ sayısında yer almıştır.

Ayrıntı ve İngilizce metin için : http://blog.ethosinteract.com

Twitter’da yapmamanız gereken 10 şey

Şubat 25th, 2012


Twitter keyifli ve farklı bir dünya. Facebook alışkanlıklarımızdan çok farklı olan, 140 karakter ile sınırlandırılmış ve bizden farklı içerikler bekleyen bir sosyal ağ.  Nasıl bir kullanım sizi değerli kılmaz, insanları nasıl bunaltırsınız subjektif olarak birkaç maddede belirtmek istedim.

Bilge olmayın : Twitter’da her şeyden bir şey bilen haliniz ile bilge kesilmeyin. Birkaç konuda ahkam kesmek absürd değildir fakat birçok konuda gereksiz yorumlar ile kendinizi  kasmanız gülünç durum oluşturacaktır.  Lipton’un her şeyi bilen kadın moduna girmenizin getirisi değil götürüsü olacaktır.

Gereksiz Twit Atmayın : Her şeyiniz insanları ilgilendirmez. Gün içinde üst üste kişisel twitler girerek, ne kendinizi yorun, ne de takipçilerinizi.  Okula geldim, ders sıkıcı, off metrobüs dolu, koltuk boş yaşasın … Kişisel paylaşım yapmak doğaldır fakat bu kadar değil.  Bu içeriklerde takip eden hiçbir şey bulamaz, tek bulduğu şey koskoca ‘’Banane’’ olur ! Açık açık unfollow edilirsiniz.

Klasik sorular anlamsızdır : Herkesin sıklıkla yapmaya çalıştığı, yüzyıllardır cevapları bulunamayan sorular sormayın. Bazen 140 karakterlik bir dünya olduğunu unutup, cevabı sayfalar olan, hala net cevapları olmayan soruları insanlara sormanın amacı ne olabilir ki ?

Kahveye çevirmeyin : Mention olayını asla abartmayın. Sizi ve mention attığınız kişiyi takip edenlerinde timeline’ı sürekli ikili muhabbetler ile kirletmek hoş bir görüntü oluşturmamaktır. Çok farklı insanlar ile iletişim dışında yakın arkadaşlarınız ile bunu sürekli hale getirmeyin. 1-2 mention sonrası kesinlikle farklı bir şekilde devam edin. DM ile muhabbetinizi devam ettirmek en doğrusu.

Yazışmalar farklı algılanır : Yazışmalarınızda kesinlikle bir şey ifade ederken, riskli ve yanlış anlaşılacak cümlelerde ” :) ” kullanın. Bazen sizin hiçbir kötülük düşünmeden yazdığınız twitler çok farklı anlaşılmakta ve farklı tepkilere yola açmaktadır.

Kasmayın : Twitter’ın en akıcı kullanımı kendinizi kasmamanız. İyi bir twitter kullanıcısı olmaya çalışın, RT almaya değil ! Siz zaten üreten, kasmayan bir yapıda olduktan sonra talep görmemeniz imkansızdır.

Sözleri abartmayın : Alıntı sözler derdinizi anlatmak için elbette çok önemlidir fakat gün içinde çok fazla paylaşmayın. Bir dönem Facebook’un en fazla ‘’Like’’ alan edebiyat sayfalarını Twitter’a taşımak pek de anlamlı bir şey olmaz.

Herkese bir cevabınız olmasın : Sıkça rastladığım bir durum bu. Bir kişi bir şey yazar, bir diğeri her yazılana bir ‘’mention’’ atar. Herkese, her paylaşılan bir şeyi tamamlayıcı ‘’mention’’ atmak zorunda değilsiniz, bu hem yanlış bir kullanım hem de mentionlaşmaya kapılmanız için bir tuzak !

Üst üste bir şeyler yazmayın : Twitter’da yapılan büyük yanlışlardan birisi de bu. Aklınızdaki düşünceyi parça parça twitler ile 7-8 twit atarak girmeyin. Böyle durumlarda kendi bloğunuza geçip, tek bir twit ile söylemek istediklerinizi okutmanız mümkün.

Dikkat RT çıkabilir  : İnsanlar takip ettiği kişilerin yazdıklarını daha sık görmek ister. Bazen ‘’RT’’ olayını abartmamak gerek. Çok fazla beğendiğimiz şeyler elbette olabilir fakat aynı anda 10 kişiyi RT etmek iyi bir sonuç olmayacaktır.

Yeni Sosyal Ağ : Lady Gaga !

Şubat 7th, 2012

Sosyal medya her geçen gün farklı bir boyuta gelince, onun üstüne yapılan araştırmalar da artıyor.

Facebook hayatımıza çok hızlı bir şekilde girdi, bir anda eski arkadaşlarımızı bulma sevdası ile girdiğimiz Facebook’da yeni edindiğimiz arkadaşlıklar bulmak için girdiğimizin 3-5 katına geldi.

Facebook üzerine yapılan araştırmalarda ; asosyal birinin nasıl sosyal göründüğü, gerçek hayatta bir resmini bile birine göstermeye çekinenin nasıl albümler paylaştığı, profil fotoğrafının ne kadar özenle seçildiği, insanı bu noktaya getiren, hayatını ifşa etmesine sebep olan alt plandaki bir çok şey araştırıldı.

Her noktanın elbette farklı sebebi var, önümüzdeki süreçlerde belki çok daha farklı araştırmalar göreceğiz. Bir çok kişi sosyal ağlar üzerine şimdiden tez çalışmaları bile başlatmıştır.

Son dönemde Facebook dışında bir popüler ağ var o da Twitter ! Son 2 yılda müthiş bir yükselişe sahip olan, yeni trend haline gelen bir ağ olunca hali ile araştırmalar da Facebook’tan Twitter’a kaydı.

Araştırmacılar bu ağın büyümesi ile buraya yönelik araştırmalar içine girdiler. Son dönemlerde nasıl bir etkisinin olduğunu, başlı başına bir fenomen haline geldiğine şahit olduk.

Twitter’ı bende son 1 yıldır aktif kullanıyorum hatta son 7-8 aydır Facebook’tan çok çok daha fazla vakit ayırıyorum. Durum böyle olunca Twitter hakkında araştırmalar da daha fazla ilgimi çekiyor son zamanlarda. Bugün de son olarak okuduğum ve ilginç gelen bir araştırmayı paylaşmak istedim burada. IBM Bilim Adamları Twitter üzerine bir araştırma yapıyor ve atılan twitler üzerinden analizlerde bulunuyorlar.

Araştırma sonucunda  ;

  • Starbucks’a saniyede 10 mention atılıyor.
  • Lady Gaga 18 milyon takipçiye sahip ve Lady Gaga’nın takipçi kazanması Twitter’a eklenen hesaplardan daha hızlı sürede gerçekleşiyor. Twitter’a her 1 hesap eklendiğinde Lady Gaga 2 takipçi kazanıyor diye düşünebiliriz. Lady Gaga yeni bir sosyal ağ olabilir aslında, ayrıl da gel Lady Gaga diyebiliriz…
  • Twitlere göre IBM Bilim Adamları kişilerin nerelerden geldiğini bilebiliyor. Kişi aslında kullandığı kelimelerle ABD içinde doğudan mı, batıdan mı, güneyden mi geldiğini belli ediyor.
  • 140 karakter olması kişilerin kısaltmalar kullanmalarına sebep oluyor ve bu da onların komple kendi dillerini ortaya koyuyor, bunun analiz edilmesi çok basitleşiyor.
  • İnsanların twitleri positiften daha çok negatif eğilimli olduğu sonuçlarını çıkarıyorlar.

Twitter üzerine daha çok fazla araştırma okuyacağız, bu araştırmadaki gibi çok daha ilginç veriler ile ilerleyen zamanlarda karşılaşmak mümkün. Bu ağ çok büyüyecek fakat hazır yazıyı bitirirken bir şey daha ekliyeyim, n’olur Facebook’a dönmesin …

Son dönem TT olan şeylere baktıkça nereye gidiyoruz diye sormuyor değilim, yeni araştırmalar bunun üstüne olacak gibi. TT nasıl oluşuyor, sürü psikolojinde TT dönemi diye yeni bir araştırma başlarsa şaşmayın süreç ciddi ciddi oraya gidiyor.

Marka Kent Olmak

Ocak 29th, 2012

Markalaşma son zamanların popüler konusu. Onun önüne gelen farklı kelimelerle de farklı alanlar açılıyor. Önüne gelen, ve şu günlerde konuşulan ve artık fazlasıyla konuşulacak olan bir şey daha var:  Kent Markalaşması

Bu meselenin konuşuluyor olması  ülke adına nerelere geldiğimizin açık bir göstergesi.  Gerek marka danışmanlarının tartışması, gerek gençlerin arasındaki konuşmalar, bloglardaki yazılar…

Her biri çok önemli çünkü kentin markalaşması demek herkesin bundan bir şeyler elde etmesi demek.

Bugün her bireyin gitmek istediği kentler var yurtdışında, ve sayılan kentlerin birçoğunu söyleme sebebimiz istediğimiz kentlerin markalaşma çalışmalarını başarıyla tamamlamış ve aklımıza girmiş olmaları.

Venedik ve Paris âşıkların şehridir. Venedik evlenme teklifi için, Paris balayı içindir. Bunların zihinlerdeki yeri budur, sırf bundan dolayı milyonlarca insan ziyaret eder.

Aynı şekilde  New York, Pekin, Sydney, Londra, Barselona, Madrid, Roma, Berlin, Rio de Janerio herkesin zihinlerinde yer etmiş, insanın gitmek için planlar yağtığı yerlerdir.

Bizde şuanki durumda kavram konuşuluyor fakat içeriği için söylenenler çok da anlamlı şeyler değil.  Bir kentin markalaşması bütünsel bir çalışma gerektiyor ve sivil toplumundan, öğrencisine; başkanından, diğer tüm birimlerine kadar herkesin kent için yapacağı bir şeyler vardır.

Kentin markalaşması sadece başkanlara bırakılırsa ortaya çıkan tablo şu : “Şehrimizi marka kent yapmak için çalışmalara başladık. 4  köprülü kavşak, 3 çocuk parkı, 2 çay ocağı yaptık… ‘’

Bugün nasıl ki bir anayasa tüm ülkeyi ilgilendiriyor ve herkesin söyleyecek bir sözü varsa, ben kent markalaşmasına da böyle bakıyorum. Kentin içerisinde ikamet eden herkesin bir sözü vardır, o sözler birleşince emin olun onlarca fikir ortaya çıkacaktır.

Bir yerden başlamak gerek deyip, ilk adım şudur : Şehrin bir bilinen-bilinmeyen prototipini çıkarmak. Her kesimden bir temsilci davet edip, belirli aralıklar yuvarlak masa toplantıları yapmak ve her toplantının çıktısını, genel işleyişi, araştırmalarını yapacak bir marka odası oluşturmak. Süreç böyle başlar ve yerinde çalışmalar yapılırsa tadından yenmeyen kentler çıkacaktır.

Önümüzdeki yazılarda kent kent incelemeler yapacağım, özellikle Türkiye’de başarılı bir çalışma yapmış, sürpriz bir kent üzerine bir yazıda buluşmak dileğiyle…

 

Marka Konumlandırma

Ocak 20th, 2012

Gelin bir zihinlerimizi yoklayalım ve hızlı bir biçimde kendimize sorular yöneltelim.

Çok hızlı bir soru-cevap yapınca, hangi markanın zihnimizde nereyi tuttuğunu ve markaların zihinlerde savaştığı sonucu hemen ortaya çıkacaktır. Çay Çaykur, poşet çay Lipton, hafif yağ Yudum, güç Volvo, mühendislik Mercedes, sürüş keyfi BMW, beyazlar için Omo, leke çıkarmak için Ariel… Listeyi uzatmak elbette mümkün. Resme bütün baktığınızda BMW için güçlü diyemez miyiz ya da Lipton’un normal çay da ürettiğini bilmiyor muyuz ?  Hulusi Derici’yi bir keresinde dinlemiştim şöyle demişti:  ‘’ Çaykur yılda bir reklam yapar, Lipton ise reklam üstüne reklam yapar fakat tüketici gidip de Lipton çay almaz. O kadar güçlü bir şekilde işlemiştir ki kendisini oraya, olağanüstü bir durum gelişmedikçe onu kimse oradan alamaz ‘’.

Marka konumlandırmanın bir özeti aslında yukarda belirtmek istediklerim ve marka konumlandırma da marka yönetiminin temel konusu olarak değerlendirilir.

Markayı konumlandırma, tüketici tarafından ürünün ve markanın neyi temsil ettiğinin tanımlanması ve görünürlüğe kavuşturulmasıdır.  Konumlandırma teorisi ilk olarak Al Ries ve Jack Trout tarafından 1970’lerde ortaya atılmış, iletişim bombardımanı altında yaşayan tüketiciye yollanan mesajların arasından sıyrılmak ve avantaj sağlayacak bir şeye odaklanmayı ve bunu pekiştirmeyi savunur.

Başarılı bir marka yaratmanın ön koşulu markanın rakiplerinden ‘ farklılaşmasıdır ‘ .  Marka konumlandırma marka kimliği bağlamında ele alınan bir konu.  Oluşturulan kimlik ve kişilik markanın tüm faaliyetlerinde tutarlı ve süreklilik sağladığında zihne adım adım girmiş oluyorsunuz.

Bugün onlarca marka piyasaya giriyor, girdiği gibi kapanması da hızlı oluyor. Plan yok, konumlandırma yok, zihne giren bir ismi, zihne yönelik bir mesajı,  kişiliği, kimliği hiçbir şey yok. Hacı Şakir harika bir sabun olduğu için mi bugün piyasada kendi alanında hakim ? Öylesine bir zihne işlenmiş ki sabunu almayı bırakın ben yıllarca sahibini bir hacı amca sanarak aldım :)

Adım atmaya karar vermiş bir marka iseniz, her şeyden önce konumlandırmanız net olacak. Siz zihinlerde yer edindikten sonra gerisi gelecektir. Fakat burada son günlerde sık sık rastladığımız bir habere değinip  yazıyı öyle  tamamlamamız daha iyi olacaktır. Kodak iflas etti, oysa Kodak girdiği dönemde kendini çok iyi konumlandırmış, adı ile zihnimizdeki yeri belliydi. Fakat konumlandırmak demek, tamam oldu tamamdır demek de olmuyor, kendini geliştirmek, yenilemeyi de gerektiriyor. Marka yönetimi, inovasyon yönetimi ile bütünleşmeyince hiçbir anlam ifade etmiyor, bir başkası sizin yerinizi uzun yıllar sürse de alabiliyor. Konumlandırdıktan sonra beklemek değil aktif olmak sizi zihinlerde tutmaya devam ettiriyor.